Sosyal Medya ile Geleneksel Medya Arasındaki Farklar Neler Ola Ki?

Share on LinkedIn0Share on Google+0Share on StumbleUpon0Share on TumblrTweet about this on Twitter0Pin on Pinterest0Share on Facebook0

Bugünlerde Galatasaray Üniversitesi Pazarlama İletişimi Yönetimi bölümündeki projemi (tez gibi) başladım. Konum ise Sosyal Medyada ve Dijital Alanda Marka Yönetimi. Elbette direkt bu konuya girmeden önce okuyucuların sosyal medya hakkında pek bilgisi olmadığı varsayılıp önce bir sosyal medyayı, bu alandaki farklılıkları anlatmak yani genelden özele gitmek gerekir. Bende bu anlamda sosyal medya ile geleneksel medya arasındaki farklılıkları yazdığım bu bölümünü sizlerle de paylaşayım istedim. Şöyle ki;

Sosyal medya, geleneksel medyaya göre de bir takım farklılıklar gösterir ki bu farklılıklar günümüzde sosyal medya üzerine ilerleyen  dijital marka iletişiminin, markaların neden sosyal medyada yer alması gerektiğinin  de sebeplerini oluşturur.

Sosyal medya ile geleneksel medyanın farklılıkları:

1-    Sosyal medyada reklam hedeflemesi çok daha keskindir. Örneğin; Bir şirketin hedef kitlesinde 18-25 yaş grubu, bekar, erkek, üniversite mezunu, pop müziğe ilgi duyan kişiler olduğunu varsayarsak bu hedeflemelerin tamamını Facebook reklam hedeflemeleriyle yaparak direkt bu kişilere ulaşılabilir. Geleneksel medyanın aksine sadece bu hedeflemedeki kişilere ulaşıldığı için bu hem maliyet hem zaman tasarrufu demektir fakat geleneksel medyada reklam veren bir şirket hedefleme olarak en fazla TV kanalı, reklam saati, TV programı hedeflemesini reyting sonuçları ışığında yapabilir.  Günümüzde reyting sonuçları Türkiye’de de sağlıklı olarak ölçülemediği için geleneksel medyaya reklam veren şirketlerin aklında her zaman ‘’acaba doğru hedeflemede miyim?’’ şeklinde bir soru yer almalıdır.

2-    Sosyal medyada maliyet geleneksel medyaya göre daha düşüktür. Bir blog açan, bir Twitter hesabı açan herkes sosyal medya üzerinden yayın yapabilir. Ürettiği veya paylaştığı içeriğin kalitesine ve ilgi çekiciliğine göre milyonlara ulaşabilir. Bu tip kişilere sosyal medyada ‘’fenomen’’ adı verilir ve dijital marka iletişimi yapan veya yapmayan şirketler bu kişilerin etki alanı genişliğini kullanarak kendi mesajını yaymak veya herhangi bir algı değişikliği oluşturmak istemektedir.

3-    Geleneksel medyanın araçlarını yani bir gazetenin köşesini ya da bir reklam alanını kullanmak için belli bir statüde, belli bir eğitimde olmanız;  veya belli bir şirket arkasında olmanız gerekmektedir. Ancak sosyal medyada üstte de belirtildiği üzere yayın yapmak isteyen herkes yer alabilir.  Herhangi bir eğitim gerekliliği bulunmamaktadır. Fakat bu da sosyal medyada çoğu zaman maalesef bilgi kirliliğine de yol açabilmektedir.

4-    Geleneksel medyada bir haber oluşturulduktan sonra değiştirilemez ancak ertesi gün düzeltmesi yayınlanabilir. Fakat durum sosyal medyada böyle değildir. Yanlış bir blog yazısı yazılırsa neredeyse hemen güncellenebilir. Tabii bu durumda, aleyhinizde içerik arayan rakipleriniz, düzeltilmemiş blog yazısının ekran görüntüsünü alarak sosyal medyada paylaşarak bu konuya daha çok ilgi çekmek isteyebileceği de unutulmamalıdır.

5-    Geleneksel medyanın okuyucuları, bu medyadaki herhangi bir haberle, haber yazarıyla anlık olarak iletişime geçemez. Okuyucu, yazara e-mail gönderip sadece bu okuyucu ve yazar arasında bir etkileşim olacak şekilde iletişime geçebilir. Fakat sosyal medyada okuyucu bir  yazarın yazısına kendi yorumunuzu ekleyerek Twitter veya Facebook hesabında paylaşabilir; o yazının altına yorumunu ekleyebilir ve hatta yazar sayfasında Facebook yorum eklentisi kullanmışsa bu yorumunu kendi Facebook profilinin duvarında otomatik olarak paylaşarak tüm Facebook arkadaşlarının haberdar olmasını sağlayabilir.

6-    Geleneksel medyada iletişimde yayınlanan bir habere etki günler haftalar sonrasında gelebilmektedir. Bu da bu medyanın ne kadar statik bir yapıda olduğunu göstermektedir. Ancak haber geleneksel ya da sosyal medyada yayınlansa bile bu habere sosyal medyada anında tepki verilebilir. Tepki amacıyla yazılan yazılar Twitter’da ve Facebook’ta yüzlerce hatta binlerce defa paylaşılabilir. Twitter’da konuya ilgi çekmek isteyen etki alanı geniş insanlar tarafından hashtag (etiket) oluşturulup  gündeme (trend topic) taşınabilir. Böylelikle konuyla hiç ilgisi ve bilgisi olmayan kişiler tarafından da maalesef bu öğrenilebilir.

Örneğin Borusan Otomotiv’in yaşadığı başörtü krizi geleneksel medyada kaynaklı oluşan bir olayın sosyal medyaya nasıl hızlı bir şekilde yansıdığını gösteren önemli bir olaydır. Sizin de  bu konuda fikirleriniz varsa yorum olarak paylaşınız :)

Share on LinkedIn0Share on Google+0Share on StumbleUpon0Share on TumblrTweet about this on Twitter0Pin on Pinterest0Share on Facebook0

Be first to comment