Alternatif Eğitim Sistemi Mümkün Mü?

Efendim çocuk yetiştirmek elbette zor zanaat. Henüz ben de yetiştirmemiş olsam da herhalde okullarda yıllardır pek bir işe yaramayan derslerle vakit kaybettiğimden çocuk yetiştirmeye yönelik dijitali de içine kattığım oldukça radikal kararlarım var şimdiden. Çünkü ortalama 100 senedir aynı şekilde sınıflarda eğitiliyoruz. Her şey değişti, gelişti fakat sınıflarda eğitim sistemi aynı kaldı. Bu yazı aslında biraz ona hitaben yazılan bir yazı.

Başlamadan önce bir not: Aman benim çocuğum yılda bilmem kaç bin TL’ye özel okullara gidiyor diye düşünme. Senin çocuğun gibi binlerce çocuk gidiyor o okullara. Ne oluyor sonuç? Sıfırlanıyor, hemen hepsi eşit.

Neyse, hazırsan başlıyorum.

Öncelikle ilk yatırımı çocuğu mümkünse ABD’de doğurarak yapıyoruz. Olsa güzel olur, olmasa da olur.

İlköğretim: Çocuğumuzun hayatı boyunca okulda harcayacağı zamanı minimuma indirgemeyi amaçlayarak ilköğretime veriyoruz. Aslında ilköğretim bile zaman kaybı ama neyse. Liseyi ve üniversiteyi Türkiye’de okuyacaksa okulları açıktan bitiriyor. Amaç ne? Okullarda, hayatında daha sonra hiç işine yaramayacak bilgilerle zaman kaybetmesini önlemek ve özel okullara bayılacağımız para ile aslında çocuğu tek düze yetiştirmek yerine dinamik ve donanımlı yetiştirmek. Açıktan okursa evde zaman öldürmüyor tabii. Sosyalleşmek ve gerçekten işine yarayacak şeyleri üniversiteden sonra değil şimdiden öğrenmesi için kurslara gidiyor.

Lise 1-2: Öncelikle çocuğumuzu erkenden Türkiye’de okulların pek de veremediği özel İngilizce kursuna veriyoruz. Yaşıtları o an okullarda işine yaramayacağı ve daha sonra unutacağı dersleri görüyor. Çocuğumuz liseyi açıktan bitiriyor. Erken yurtdışı deneyimleri için hazırlık yapıyoruz.

Lise 3-4: İngilizceyi kavradıktan sonra onu tam zamanlı olarak yazılım eğitimine veriyoruz ve hem şu anın hem de geleceğin en önemli mesleklerinden birini kazandırıyoruz. Bu, yurtdışına açılmasını çok kolaylaştıracak. Bakın daha lise 3-4. yaşıtları sonradan işine yaramayacak sınavlarla vs vakit ödürmeye tam gaz devam.

Avrupa’ya gezmeye veya bulacağımız çeşitli projelere gönderiyoruz. Bu, lise 3’e falan denk geliyor. Bizimki İngilizceyi kavramış, pratiğini yapmak ve uluslararası gruplarla kültürel etkileşim yaratmak için Avrupa’nın yolunu tutuyor.

Şimdiye kadar neler yaptık? Çocuğumuz İngilizceyi öğrendi, Avrupa’ya gitti ve pratikte de konuşma şansı bulup kültürel etkileşim sağladı. Bunun yanında en az 1-2 sene yazılım dersleri aldı. Diğer çocuklar ne yaptı? Okullarda yine hayatının geri kalanında işine yaramayacak dersler görmeye devam etti ve nüfus çokluğumuzdan dolayı da iyice zorlaşan sınavlara hazırlanarak psikolojisini tüketirken en verimli yıllarını harcadı. Sanki o sınavları kazansa her şey harika oluyor, iş bitiyor. Neyse, geçiyorum.

Üniversite 1-2: Yazılım kursuna devam ederken, İngilizcesi, standart okullarda okuyanlara göre çok daha iyi olacağı için artık yazılım alanında devam etmek isterse o alanda veya istediği bir alanda online olarak Harvard’dan, Stanford’dan eğitimler almasına ön ayak oluyoruz. Upwork’ten oradan buradan freelance işler almaya başlıyor. Artık arada iş için Avrupa’ya oraya buraya gitmeye başlıyor. Üniversiteyi ya açıktan bitirsin ya da yurtdışında okusun.

Üniversite 3-4:  Artık çocuğumuz yavaş yavaş bu yatırımların meyvesini yemeye başlıyor. Bugüne kadar neler yaptı? İngilizceyi çözdü, Avrupa’yı gezdi. Online veya yüzyüze olarak ABD’deki, Avrupa’daki en güzel üniversitelerden yoğun bir eğitim aldı. İş bağlantıları yaptı. Freelance veya isteğine göre yurtdışında çalıştı. Standart yollarda okuyan öğrenciler neler yaptı? Ortalama bir öğrenci, onun gibi binlerce öğrencinin gördüğü dersleri gördü. Yapabilirse birkaç proje yaptı vs vs.

Bu arada, bunları yazın da yapabilir diyenlere cevaben;
Evet yapabilir ama eğer sen çocuğu kışın sınavlara hazırlık kapsamında yarış atı gibi kullanırsan o çocuk haliyle yazın hiçbir şey yapmak istemez. Benim planımdakileri açıktan bitirmeye göre planlı ama okula çok önem veren biriysen sınavlara koşuşturmamak koşuluyla normal okula giderek de yazın yapabilir ama sınav telaşı olmayacak.

Hesaplamalarımda çok büyük yanlışlık yoksa çocuk bu yolla stresten biraz daha uzak olup, hedeflerine küçük yaştan itibaren herkesin gittiği yoldan gitmeyerek odaklanacak. Erkenden yapabildiklerini görünce özgüveni çok daha erken gelişecek. Sistem aslında basit. Okulların sağlayamadığı kişisel gelişimi, dijital okur yazarlığı, hedeflerine odaklanabilmeyi, sürüden ayrılabilmeyi sen, okula ayırdığın zamanı ve bütçeyi kısarak çocuğun için adeta bir hub yaratarak yapıyorsun. Aslında bu çok daha emek istiyor, çocuğunun tüm günü okulda harcanmıyor, tabii ki evde boş oturmuyor ama kendini yarış atı gibi hissetmeden bir kariyer planı dahilinde kendine bir şeyler katabileceği geleceğe odaklanan kurslara gidiyor, özel dersler alıyor, erkenden yurtdışı deneyimi elde ediyor. Baştan uyarıyorum, bu sistemde okula verdim gitti yok. Ebeveynlerin çok daha fazla araştırma yapması gerekiyor. Bu alternatif eğitim sistemi tamamen benim kurguladığım bir akış, çocuğun eğer doktor vs. olacaksa onun yolu biraz daha standart ama unutmayalım ki onda bile eğitimi farklılaştıracak bir şeyler elbette vardır.

Dijital marka yönetimi, pazarlama ve reklamcılık sektörü üzerine yazılar yazmayı seven Eren Caner, Doğan TV'de dijital iletişim yöneticisi olarak görev alıyor. CNN TÜRK'te yazıyor.

1 Comment

  1. Alternatif eğitim mantığıyla artık Türkiye’de de okullar açılmalı. Ben düzene adam yetiştirmek istemiyorum. Çocuklarım özünde ne varsa o olsunlar istiyorum

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.