Bisikletle Fransa – Belçika – Hollanda Sınırlarını Aştık!

Ani bir radikal karar ile eşimle birlikte bu yaz bisikletle Avrupa turu yaptık. Amacımız hem kalıpların dışında kalarak otellere hapsolmadan Avrupa’nın sadece büyük şehirlerinin bilinen yerlerini görmek değil, küçük-büyük köy, kasaba, şehir içi, ülke sınırı, nehir kenarı vb. olabildiğince fazla yerini keşfetmekti. Bu yazı 3 ana bölümden oluşuyor;

1- Rota ve güzellikler

2- Kamp hayatı

3- Ekipman

(İlgi alanına göre istediğin yerden başlayabilirsin.)

Rotamız, katlanır bisikletlerimizi uçakla Paris’e götürmek, akabinde 2 gün Paris’i gezerek sonrasında otobüsle Lille’e geçerek Lille (Fransa)’den – Brugge (Belçika)’e ulaşmak, orada bir gün kamp yaparak Hollanda sınırına geçip köylerden, şehirlerden bisikletle geçip Amsterdam’a ulaşmaktı. Yaptık! Detayları aşağıda :) 

Avrupa’da bisiklet kullanan çok olduğu için pek sıkıntı olmadı. Ancak Fransa’da da özellikle Paris çevresinde Belçika ve Hollanda kadar gelişmiş bisiklet yolları olduğunu da söyleyemem. Özellikle Paris Charles De Gaulle havaalanından şehre bisikletle gelip Airbnb’den kiraladığımız eve ulaşmamız biraz zor oldu.

Öncelikle tam 7 saat gecikmeli gelen, yani İstanbul’da kalan bisikletlerimizi havaalanında biraz aksilikle alır almaz tura hazır hale getirdik.

20150801_185309 1

2 gün Paris’te kaldık, Notr Dame Katedralini, Eyfel kulesini gezdik, bisikletle şehir turu attık.

Notre Dame Katedrali içinden bir fotoğraf

 20150802_113053 1

Buralarda arabalar da çok ucuz. :) Avrupalıya göre sadece 2350 tl.

20150801_223855

Hava güzel.

20150802_104643 1

Bu da Paris’teki kilitli köprü. Efsaneye göre sevgililer aşklarını kilitleyip anahtarına Seine nehrine atıyormuş. Roma’da da var bir benzeri. Falan filan.

20150802_115446 1

Buralarda bisikletini çok ilginç şekilde kilitleyenler var :)

20150802_121401 1

Sokaklarda pembe limuzinle gezenler de var.

20150802_135443

20150802_140448

Eyfel’e karşı biz.

20150802_173725

2 gün sonra Türkiye’deyken tanesi 9 Euro’dan idbus‘tan aldığımız biletlerle Lille’e geldik. Bisikletlerimizin heybelerini, çadır vb. malzemeleri taşımaya hazır hale getirdik. Amacımız yukarıda belirttiğim gibi 80-85km’lik yolu tek seferde aşıp Belçika’nın ortaçağdan kalan saklı hazinensi Brugge’e varmaktı. Evet sadece bisikletlerle alacağımız 80-85 km’lik bir yol vardı önümüzde. Lille’den yola çıkarken;

20150803_123932

Lille’den yola çıkalı 5dk. olmuştu ki bizim gibi bisikletle tura çıkan Koreli biriyle karşılaştık, selamlaşıp sorduk nereye diye. Gent’e dedi. Fakat ters yöndeydi. Ben gps’ten bakıp ters yönde olduğunu söyledim ve bizimle birlikte sürmeye başladı. Lille harika bir yerdi ve bisiklet yolları da çok güzeldi. Zaten gitmeden önce Google Maps’ten iyice taramıştım. Bir süre ilerledikten sonra Subway’de mola verip bir şeyler yedik. Brugge’ü o kadar övdük ve rotamızda Hollanda’nın yarım adalarının da olduğunu söyleyince hadi ben de sizle geleyim dedi Juna. Derken işte böyle aynı yola koyulduk.

20150803_140412

Yol inanılmaz zevkliydi. Zaten Avrupa’da bisiklet sürmenin farkı bu, bizdeki gibi onlarca km kuş uçmaz kervan geçmez neredeyse hiçbir yer yok.                                                            20150803_160251

20150803_160306

20150803_162107

Koreli arkadaşın bisikleti ile benimki arasındaki fark :)

20150803_164147

Hep bir kasabadan diğerine olmadı nehir kenarlarından köylere denk geliyorsunuz. Genç, yaşlı bisikletliler etrafta çok var.

20150803_170617

20150803_184546

Benzin, mazot bedava. Peki ya yanı başında çıkarılan Türkiye’de neden 5 katına satılıyor? 20150803_172833

Biz bu güzel ve hakikaten çok keyifli yollarda ilerlerken bir bakmışız ki Belçika sınırına girmişiz bile! Farketmedik. Torhout gibi harikulade küçük kasabalardan geçtik ki dilimiz düştü güzelliğinden. 20150803_190145

20150803_190456

20150803_190124

20150803_190511

Biz ufak molalarla ilerledikçe Brugge’e yaklaştık. Sadece yeşilliklerden oluşan bu güzel yollardan da geçtik. Bu yolda yanlışlıkla araba yoluna çıksanız herkes deli gibi korna çalarak bisiklet yolunu gösteriyor.

Sol taraf bisiklet yolu, sağ taraf araba yolu

20150803_192258

Brugge’e yaklaşıyoruz. :) 20150803_200751

Ve nihayet Brugge’deyiz. :)

20150803_20352612:30’da Lille’den çıktığımız yolculukta 8 saat bisiklet sürerek 85 km yol yaptık ve ilk günün molasını Memling Camping‘de verdik. Kamp detayları 2. maddede.

20150804_115653

Brugge, orta çağ’dan kalma, sakin, pek keşfedilmemiş, içinde Salvador Dali’nin müzesini barındıran, muhtemelen sadece Belçika ve yakın çevresinden gelen turistlerin beslediği ve beni en çok etkileyen şehir diyebilirim.

20150804_152324

20150804_154127

20150804_154959

20150804_172744

20150804_172755

20150804_172828

20150804_173706

20150804_175008

20150804_182029

Brugge’de 2 gün kaldık ve ilk gün gece inanılmaz çok yağmur yağdı ve şimşek çaktı. O anlarda çadırın içinde olup hiç ıslanmamak çok iyiydi. :) Burası için 1 gün yeter aslında. Tavsiyeler üzerine izlediğim In Brugge filminde yer alan kuleyi de görmek gerek. Giderseniz meydanda biranızı yudumlamayı da ihmal etmeyin. Salıncaklı Kilise’yi de görün. Hatta sallanın. :) Videosu aşağıda, izleyin.

Starbucks, marketlerde satıyor kahvelerini

20150804_141836

Süt onlar için litresi sadece 55 kuruş. Biz de tarım ülkesiyiz oysa bizde neden 2 lira? :(

20150804_143054

Ertesi gün Brugge’den yola çıktık ve rotamız Hollandanın adalarıydı. Yani yine bisikletle başka bir ülkeye geçecektik. Yola çıktık, Belçika’nın Hollanda sınırına yakın bol nehirli arnavut kaldırımlı bir köyünden geçerek nehir kenarında uzunca bir yol pedal attık. Sonrasında bir köprüde durduk ki tam o köprü Belçika – Hollanda sınırı aynı zamanda.

Belçika – Hollanda sınırı:

20150805_131751

Lakin sınır falan yok , sınırlar sadece haritalarda kalmış ki ne mutlu onlara! Keşke Türkiye’de de benzer görüntüler olsa diyerek Sluis adlı Hollanda şehrine nehir bitiminde giriş yaptık. Öncelikle ne kadar çok bisiklet gibi klişe lafları minimize etmek için şimdiden söyleyeyim: Lille’den Amsterdam’a kadar olan yolculukta gördüğümüz neredeyse tüm insanlar bisiklet süren, bisikleti ulaşım aracı olan gören genç, yaşlı insanlardı. 70-80 yaşlarında bisiklet kıyafetlerini giymiş yol bisikletleriyle performans turu yapanlardan, yine aynı yaşlarda bizdeki mahalle kadınlarının yaşlarında olup bisikletten inmeyen, mutlu, seni tanısın tanımasın etrafında gülücükler saçan, selam veren bir ton insan vardı. Muhtemelen aralarında en küçük olan bizlerdik. Abartmıyorum 50-80 yaş aralığında olan belki 300-400 kişiye rast gelmişizdir. Ulaşım için bisiklet kullanan amcalar, teyzeler, nineler, dedeler hepsi buralardalar. Haliyle göbekleri de yok. :) Neyse. Sluis’i geçtikten sonra biraz daha ilerleyerek Hollanda’nın Middelburg’u barından belki de en güzel adasına feribotla 20 dk’lık bir yolculukla giriş yaptık. Feribota iki kişi bisikletlerle birlikte toplam 8 Euro ödedik. Middelburg’un içinden geçerek devam ettik, durmadık diğer adayı ve sonraki adayı da bisikletle geçtik ve bizim piller bitmeye başladı haliyle.

Nehir bitiminden önce

20150805_132036

Sluis de güzel şehir

20150805_132653

20150805_132657

Sluis sonrası Hollanda’nın adalarına doğru bisiklet yolları. Fazla söze hiç ama hiç gerek yok sanırım.

20150805_141801

20150805_141805

Yol boyu manzaramız

20150805_141845

Durmak yok yola devam :)

20150805_141849

Adalardan önce bir markete yol sormaca

20150805_144315

Feribota binmeden önce geçtiğimiz sokaklar

20150805_151044

20150805_151047

O yee. Middleburg’un olduğu ilk adadayız nihayet.

20150805_171802

Feribotu geçtik ikinci adaya bisikletle geçeceğiz ama piller bitti bitecez üzerine bir de ısırgan otları :(

20150805_182337

Vee ada geçiş köprüsündeyiz. Yanlış görmüyorsunuz, benim olduğum yer bisiklet yolu. Biz de olsa 3 şeritli pardon duble yol yaparlar.

20150805_191059

20150805_191116

Eşim gelirken

20150805_191133

20150805_191201

Bizim afacanlar

20150805_191409

Bisiklet yolu mu araba yolu mu hangisi daha geniş siz karar verin.

20150805_191455

Sanırım burada su arıtma tesisleri de var ki, kelime oyunuyla suyunuz düşündüğünüz gibi temiz mesajı veriyorlar.

20150805_195139

Nihayet kampingdeyiz. :)

20150805_210637

O gün toplam 75 km yol yaptık heybemizde yüklerle. Oradaki kamping, muhtemelen pek gencin gelmediği bir yerler olduğu için ucuzdu. 3 kişi toplam 10 Euro’dan kaldık zaten başka bir alternatifimiz de yoktu oralarda. Normalde çadır başı gecelik 20 Euro civarı ödedik. Orada çadır attık ve bir gece kaldık. Adalar, Middelburg’un olduğu ada dışında pek eğlenceli yerler değil gibi ama okyanus üzerinde İngiltere’ye selam çakarak bisiklet sürmek isterseniz deneyin. :) Ertesi gün hedefimiz Rotterdam‘dı. Biraz gittikten sonra yani 3. adaya geçmeden önce 5 dk’lık bir mola verdik.

20150806_124651

Yokluktan bu çok da sıcak olmayan yerde plaj yapmışlar.

20150806_125138

Yol boyu yani köprü geçiş boyu durum böyleydi .

20150806_130117

Köprü geçiş bisiklet yolu aralıksız devam.

20150806_130305

Adalardan geçerek ve okyanusun rüzgarını yiyerek ilerledik. Ana karaya ayak basınca biraz daha gittik ve yorulduğumuzu hissettik.

20150806_134231

Bisiklet yollar hep böyle akıyor. :)

20150806_173742

20150806_173942

20150806_175429

Rotterdam’a downtown’dan girişte bir köprü var ve gemi geçeceği anda bir anda zil çalmaya başlıyor; yaya, bisiklet ve araba yolu kapanıyor.

20150806_182634

20150806_182643

O gün de toplam 75km civarı yol yaparak Rotterdam’a ulaştık. Fakat Rotterdam’a yaklaştıkça o güzel havadan biraz uzaklaşmaya başladık ve daha kozmopolit yerlere giriş yaptığımızı farkettik. Özellikle downtown bölümü Rotterdam’ın çok göç almış ve San Francisco’nun arka sokaklarını andıran yerler. Pek hoşumuza gitmedi. Aslında genel olarak Rotterdam pek hoşumuza gitmedi. Brugge, Lille, Torhout gibi harikulade yerler, geçtiğimiz köyler, kasabalar, nehir kenarları, hoş sohbet insanlar vb. o kadar çok güzeldi ki beğeni eşiğimiz ister istemez çok fazla yükseldi. Belki direkt Rotterdam’a gelmiş olsak daha fazla beğenebilirdik. Rotterdam’da denizin altından giden bir tünel var, ücretsiz ve sadece bisikletliler için. Bisikletle tünelden geçerek yaka değiştiriyorsunuz, bu çok güzel bir deneyim. O tünelden ne araba ne de yaya geçebiliyor, sadece bisikletliler için. Biz de o tünelden geçtik. İşte videosu:

Bizim Juno Amsterdam’a tam o gün ulaşması gerektiği için sora sora ve gps’ten de faydalanarak otobüs ve tren garına ulaştık. Şanslı ki tren varmış ve o bindi gitti. Akşam saat 9 civarı olmuştu. Hemen bir kamp alanı bularak çadırımızı attık. Ertesi gün ise 12 gibi Amsterdam’a nereden gidelim diye düşünürken amacımız asla Rotterdam gibi büyük başka bir şehre uğramak, sanayi tesislerini vs. gezmek değildi. Doğal yaşam arayışıydı bizimkisi. :) Tourism Information’a isteğimizi söyleyince ve Brugge gibi nereler var burada diyince buradan trenle 10 dk. mesafede Delf var oraya gidin dedi. Eşim de Rotterdam’a göre daha küçük bir şehir olan Utrecht’i görmek isteyince, Delf’e doğru 4-5 km bisiklet sürmüşken karar değiştirip tren garına geri döndük ve eşimin yorulmasıyla ilk ve son defa tren kullandık ve yaklaşık 38 dk.lık bir tren yolculuğu ile Utrecht’te vardık. Tren yolculuğu bisiklet ile kıyaslanamaz bile. Tren ile neredeyse hiçbir şey göremiyorsunuz ama bisikletle o kadar güzel seyrediyorsunuz ki etrafı! Tahmin bile edemezsiniz. :) Utrecht’e vardık gardan inince hemen karşımızdaki camii ve bisiklet çöplüğü pardon park yeri dikkatimizi çekti.

20150807_172413

20150807_172524

Yollar her zamanki gibi tam bir kaymak.

20150807_172535

20150807_180225

Yakınındaki kafede Türkler, ne olacak bu Türkiye’nin hali içerikli sohbet ediyorlardı. Oturduk biz de katıldık, bir şeyler içtik ve kamping alanı sorduk. Şehir merkezini gezdik.

20150807_180221

20150807_180230

20150807_181133

Utrecht’te de Hollanda’nın birçok yerinde olduğu gibi eski bisikletler kullanıyorlar. En büyük sebebi çok önem vermemeleri, bisikleti bir ulaşım aracı olarak görmeleri ve çok fazla çalınma olayı olması.

20150807_180645

Diğer bir bisiklet park alanı

20150807_180652

Utrecht’i gezdikten sonra kamp alanına gittik. Nehre 5 metre uzağa ördeklerin arasında çok güzel bir yere kamp attık. Kamp attıktan sonra markete gittik bir şeyler almaya. Utrecht’te 2 gün kalırız diye düşünürken fikir değiştirdik ve ertesi gün toplandık ve bisikletle yaklaşık 42 km’lik bir yolda pedallayarak, uzunca bir nehir yolunu rüzgarlar eşliğinde aşarak Amsterdam’a doğru her zamanki gibi bisikletlerimizle yol aldık.

Amsterdam yolundan fotoğraflar

20150808_132133

20150808_150013

Uzuuunca bir nehir kenarı yolda ilerledik.

20150808_150022

20150808_151429

20150808_151933

20150808_151941

20150808_152100

Bu kadar yol yapınca bisikletle, bizim şaft biraz kaydı tabi. :)

20150808_152118

Amsterdam’a vardık varıcaz, eli kulağında. :) 40 km falan oldu daha.

20150808_163348

Şu ineklere de bakın, ne kadar doğal ve yemyeşil bir alanda otluyorlar.

20150808_163730

Ve Amsterdam’a geldik. Kamp alanı bularak çadırımızı kurduk. Evet Amsterdam’a girerken hissediyorsunuz burası kozmopolit ve turistik bir yer. Ancak eşimle ben bir kez daha anladık ki biz popüler olan, herkesin gittiği büyük Avrupa şehirlerinden çok, Brugge gibi daha küçük ama çok daha samimi, bozulmamış ”Real Holland” dedikleri Hollanda’nın Brugge sınırından başlayan ve taa Alkmaar’a kadar giden batı kesiminden hoşlanıyormuşuz. Meğer onlarda da doğu batı kavramı varmış ama önemli bir farklı Hollanda’da belli başlı büyük şehirler olsa da bizdeki gibi insanlar İstanbul’da toplanmamış, politikasıyla ve her şehire sunduğu olanaklarıyla insanların dengeli bir şekilde dağılmasını sağlamış.

Ertesi gün Amsterdam’ı gezmece

Amsterdam’da bisikletli bar :)

20150809_103754

20150809_103811

Amsterdam sokaklarında bizim afacanlar

20150809_103827

20150809_104428

20150809_104454

20150809_105502

20150809_105917

Amsterdam biraz Eminönü, biraz Aksaray gibi bir yer. Tramvayın çıkardığı ses bile aynı. Hani o ding diye olan ses. :) Amsterdam’a iki şey için geliyorlarmış insanlar. Birincisi, çoğunlukla Dam meydanında kümelenen seks kulüpleri için, diğeri de uyuşturucu için. Oradakiler öyle dedi.

Özet olarak, Belçika toprakları benim en beğendiğim yer oldu, özellikle Brugge. Mutlaka gidin ve görün. Sonrasında Paris zaten orta çağ’dan o Skolastik felsefenin yoğun şekilde etkilediği yerden olduğunu, dini yapılarının devasa boyutlarından anlayabiliyorsunuz. Sanat tarihi dersinden kalma bilgilerle söyleyebilirim ki, Skolastik felsefe devas dini yapılarla ve keskin, sert mimari hatlarıyla insanı ezecek kadar küçük gören bir yapıdır. Ha bu felsefe Rönesans’ın bolca etkilediği İtalya, Belçika ve Hollanda gibi ülkelerde yok denecek kadar azdır.

2- Kamp hayatı;

Avrupa’da kamp kurmak istiyorsan öncelikle bence kesinlikle önceden rezervasyon falan yaptırma. Gittiğinde kamp alanı hoşuna gitmeyebilir veya bir pazarlık opsiyonun kalmayabilir. Çok daha güzel bir kamp alanı görüp pişman olabilirsin. Avrupa’da 3 kamp sezonu var. Low, Med ve High. Biz high sezonda gittik ve kamp sahipleri para kazanmak için sana illa ki bir yer buluyorlar ve bu yeri çoğu zaman sen seçiyorsun. Zaten otelde kalmıyorsun ki tüm gereken küçük bir yer. Zaten duşu, tuvaleti, mutfağı vs. ortak olarak kullanıyorsun. Burası önemli. Biz her yola çıkmadan önce bir sonraki kamp atacağımız yeri kararlaştırdık ve gps’e yerlerini işaretledik ve oraya gittik. Hollanda’nın resmi sitesinde kamp alanları çok ayrıntılı bir harita üstünde mevcut. Biz bu haritayı kullandık. Tavsiye ederiz. Kampı kuracağınız yerin çalılıklardan arındırılmış ve eğimsiz bir yer olmasına özen gösteriniz. Malum güzel bir uyku da çekmek lazım.

3- Ekipman;

Bisikletlerimiz katlanabilir özellikli Dahon Vitesse D8‘di.

dahon-vitesse-d8-erencaner

8 vitesli ve her ne kadar Avrupa’da yokuş olmasa da yokuşlarda yüksek arka ruble sayısıyla tatmin edici tam bir fiyat performans ürünü. Üzerinde Schwalbe lastikler var ve Avrupa’nın mükemmel bisiklet yolları olsa da bizi 2 bisiklette de patlayarak yarı yolda bırakmadı. Sadece tek ve önemli hatamız şuydu. Havaalanındaki personelin sonradan öğrendiğimiz eksik yönlendirmesi yüzünden bisikletlerimiz taşınma sırasında hasar gördü. Dahon katlanır bisiklette iyidir. Muhtemelen Bianchi veya Carraro gibi markaların yarı yarıya daha ucuz olan, tek kat aliminyum jantlı katlanır bisikletlerini tercih etsek taşınma esnasında jantlar hepten gümlemiş olacaktı. O yüzden katlanır bisikletle uzun tur yapacaksan mutlaka ama mutlaka çift kat jant olsun üzerinde.

GPS için Samsung Note 3 telefonumda Nokia HERE uygulamasını kullandık.

nokia-here-erencaner

Türkiye’deyken offline olarak Fransa, Belçika ve Hollanda haritalarını telefonuma indirdik. Telefonu tur boyunca uçuş modunda ama hep ekranı açık vaziyette kullandık. Offline haritalar içerisinde olduğu için istediğimiz yere gitmemizde elimiz çok kolaylaştı. Yoksa sürekki haritayı çıkar, ay oradamıydık ay bu caddenin adı ne, şimdi şuraya mı gitmemiz lazım gibi uğraşlarla çok vaktimiz gidecekti. Şimdi pıtır pıtır gittik istediğimiz yere, elbette arada yol sorduklarımız oldu. Çünkü bu uygulamada bisiklet yönlendirmesi yok. Yayayı seçtik. Zaten Avrupa’da yolu biliyorsan bisiklet yolları çok fazla olduğu için doğru yoldan çıkmadan yolunda gidebiliyorsun. Google Maps’in bisiklet yolu yönlendirmesi var fakat onda da tüm ülke haritasını indiremiyorsun. Sürekli Nokia HERE’i kullanarak arada kamp alanlarında da Google Maps’ten bisiklet yolu üzerinden rota çıkararak kontrol ettik ve rota anlamında neredeyse hiç sorun yaşamadık. Hatta gittiğimiz şehirlerde görülecek yerleri, marketleri vb. ‘de Nokia HERE’den kolayca bulduk. Bu da çok işimize yaradı.

Geceleri pek bisiklet sürmediğimiz için bisiklet üzeri ışık ekipmanı çok işimize yaramadı ama tabii diğer ekipmanlardan en önemlilerinin öncelikle iyi bir, su geçirmez bir çadır, çünkü Avrupa’da Ağustos ayında bile deli gibi yağmur yağabiliyor. Biz Brugge’de maruz kaldık çadırın içindeydik neyse ki, ayrıca uyku tulumu, çadır içinde kullanmak üzere ışık, alyan seti vb. gibi standart malzemeler. Ha birde bizdeki pek iyi değildi ben yol boyu bir elimde gps için telefonla bisiklet sürdüm ama gidona bir de telefon tutucu şart. Bir de tabii 1-2 tane geniş kapasiteli taşınabilir şarj cihazları. Bende 2 tane vardı ve biri Xiaomi’nin 16.000 kapasiteli olanıydı. Note 3’ü 3.5 – 4 sefer şarj ediyor. Linkteki dx.com’dan aldım. Orijinal ürün. Tavsiye ederim.

Beni Instagram’da ve Twitter’da takip etmek isterseniz;

http://instagram.com/erencaner
http://twitter.com/erencaner

Dijital marka yönetimi, pazarlama ve reklamcılık sektörü üzerine yazılar yazmayı seven Eren Caner, Doğan TV'de dijital iletişim yöneticisi olarak görev alıyor. CNN TÜRK'te yazıyor.

8 Comments

  1. Süper bir gezi olmuş, ayaklarınıza sağlık.. Taşınma ve hızlı seyahet bakımından dahon kulllanılması ayrı bir avantaj olmuş.

  2. Gezi güzergahı ve anlatımınız harika.Kafamdaki bir çok soruya yanıt buldum.Sizleri izlemeye devam.Sağlıklı ve güzel bir geziniz olsun.Slm

  3. Merhaba Eren,

    Çok güzel bir gezi olmuş, tebrikler. Nokia Here uygulaması fikri/tavsiyesi için de teşekkürler.. Biz de eşimle seneye Bulgaristan çıkışlı Norveç son duraklı bir tur planlıyoruz (istediğimiz vizeyi verirlerse Norveç’in kuzeyini göreceğiz, yani planlar maalesef verecekleri vize süresine göre değişkenlik gösterecek).

    Şarj için bir önerim de güneş panelleri olabilir. Kilo olarak biraz ağır olsa da (bendeki 1kg’dan biraz fazla) sürekli kullanım için çok ideal. Heybenin üstüne açıp, şarj akünü de bağlarsan zaten tur boyunca hiç şarj sıkıntısı yaşamazsın.

    Eğer çılgınca bir şey olur da özel bir izinle 3 aydan fazla vize alabilirsek dönüş yolunu da Belçika, Hollanda ve Paris üzerinden düşünüyoruz. Brugge benim de çok görmek istediğim bir yer ama vize süresi dikkate alındığında sanırım bu tur için baya büyük bir sürpriz olur orayı görmek.. :)

    Her neyse, bol pedallı günler ikinize de.

    Cem

  4. Selamlar, çok güzel bir gezi olmuş. Bisikletleri giderken ve dönerken nasıl paketlediniz acaba ve ekstra ödemeler yaptınız mı bisikletler için?

    1. Teşekkür ederim, bisiklet çantasında taşıdık ama çok zarar gördü bisikletler. Bu şekilde kesinlikle tavsiye etmiyoruz. Evet ödeme yapılıyor. Bisiklet başına 30 euro olması gerekiyor. Ayrıca uçağa vermeden önce lastikleri tamamen indirmek gerekiyor. Dahon’a alternatif olarak 16″ tekerli brompton’ları da düşünebilirsiniz. Uzak uçuşlardaki büyük uçakların direkt yolcu üzerindeki el bagajı kısımlarına sığıyor yanınıza aldırabilirseniz. Böylece ne kargo ücretini düşünürsünüz ne de zarar görüp görmeyeceğini. İyi günler.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.