DNA’lardaki Muazzam Güç Açığa Çıkıyor!

Bu yazıyı CNN Türk için yazdım.


Başlıca görevi, tüm organizmaların canlılık işlevleri ve biyolojik gelişmeleri için gerekli bilgiyi uzun süre saklamak olan DNA’ya bilim insanları işletim sistemi, kısa film gibi dosyalar saklamayı ve akabinde kullanılabilir şekilde DNA’dan tekrar geri almayı başardı.

Araştırmalara göre yalnızca 1 gr DNA’ya tam 215 milyon gigabytes (215 petabytes) veri depolanabiliyor ve bu veriler soğuk ve kuru bir ortamda yüzyıllar boyunca bozulmadan saklanabiliyor. Ayrıca DNA’lar tüm verileri o kadar mikro düzeyde saklayabiliyor ki tüm dünyanın internette olan ve olmayan verileri yalnızca bir odaya sığabiliyor. 

Yalnızca 1 gr DNA, en üst model 420.000 adet notebook’un sağladığı depolama kapasitesini sağlıyor. 

Oldukça heyecan verici bir gelişme olan DNA’lara veri kaydedip saklamanın orta ve uzun vadede etkileri neler olabilir?

1- Dijital dünyada her geçen gün paylaşılan video, görsel içerikler artarken kullandığımız cihazlar da daha kaliteli ki dolayısıyla daha fazla veri depolayabilir hale geliyor. Bu da bizim depolama ihtiyacımızı artırıyor. Ayrıca her gün tüm dünyada birçok içeriğin, videonun, görselin paylaşıldığı Google, Facebook, Twitter gibi şirketler veri saklama merkezlerini ne kadar geliştirirse geliştirsin elbette daha verimli bir model arayacaktır. Sağladığı muazzam avantajlar nedeniyle sosyal ağların öncülüğünde hosting şirketleri de DNA merkezli bir veri saklama modeline geçiş yapabilir. Tabii öncelikle DNA ile bilgisayar arasında tek seferlik değil, anlık veri akışı köprüsünün (encode-decode) kurulması gerekir. Böyle bir saklama modeline geçilirse veri saklama merkezlerinden, onları soğutma eforlarından da tasarruf edilebilir.  Bu işin genele yayılabilmesi için minimum 10-20 yıla ihtiyaç olduğunu da tahmin etmek zor değil.


2- Günümüzde sperm bankalarına benzer şekilde DNA bankaları açılabilir. Uygun şartlar oluşursa bu bankalar aracılığıyla insanlar DNA’larını şirketlere kiralayabilirler.


3- Günün birinde belki de sadece DNA ve bilgisayar arasında bir veri aktarımından değil; bir insanın DNA’sından daha doğmamış biri bebeğe bilgi aktarımından bahsedebiliriz. Şu an her bebek hayatı ayrı ayrı öğreniyor. Kuşaklar arası sürdürülebilir bir bilgi aktarımı hala yok. Oysa bir babanın veya bir annenin kaşık nasıl tutulur, ayakta nasıl durulur gibi en temel bilgilerden başlayarak hayat tecrübelerini, tarih bilgisini veya programlama dili gibi kompleks bilgilerini bebeğe daha doğmadan aktarabilirsek insanlık olarak 1-0 değil en az 2-0, 3-0 önde oluruz. Tabii, o bebeğin kendi fikirleri, kendi kişiliği olacağını gözardı etmemek gerekir. Birbirine benzer insanlar yetiştirmemek amacıyla insanlık olarak sadece bilgiyi verip yorumlamasını, onu kullanıp kullanmayacağına karar vermesini o kişiye bırakmalıyız; hatta o kişi, bir bilgiyi tercih etmeyip unutabilir de. Burada özgür irade devreye giriyor.


4- DVD’ler kaybolur, çizilir; USB disklerin, taşınabilir HDD’lerin ömürleri DNA’lara göre çok çok kısıtlıdır. Şu an için en iyi depolama çözümü buluta kaydetmek olsa da tabii ki bu; DNA’ların sağladığı çok uzun dönemli ve geniş depolama imkanını sağlamazlar. DNA’lar üzerine kaydedilen veriler ile ileride insanlar birkaç kuşak sonrasına kalıcı içerikler, belgeler bırakabilir.


5- Çok uçuk gelse de DNA reader’ler piyasaya çıkabilir yıllar sonra. Örn. oyun konsolları artık devasa boyutlara ulaşmış oyunları DNA’larda saklamayı tercih edebilir. 0,5 gr’lık veya çok daha küçük boyutta oyun DNA’ları piyasada satılır ve biz o DNA’yı alır; konsolumuza yerleştirir ve oyuna başlayabiliriz.


6- Tüm dünyada sosyal ve toplumsal hafıza aslında son 15-20 seneyi saymazsak analog şekilde saklanıyor; 35mm filmli makinelerle kaydedilmiş videolar en iyi ihtimalle temin edilebildiği kadarıyla dijitale aktarılıyor. Fakat sunulan bu ultra depolama kapasitesiyle tüm dünya, kendi hafızasını çok daha net ve ayrıntılı şekilde depolayarak gelecek kuşaklara aktarabilir.

Tüm internet ise yalnızca 1 gr DNA’ya sığabiliyor;

 

Dijital marka yönetimi, pazarlama ve reklamcılık sektörü üzerine yazılar yazmayı seven Eren Caner, Doğan TV'de dijital iletişim yöneticisi olarak görev alıyor. CNN TÜRK'te yazıyor.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.