Yapay Zekanın Yakın Geleceği

Stephen Hawking, insanoğlunun yapay zekanın gelişine çok da fazla hazırlanmadığını, yapay zekanın insan türünün sonunu getirebileceğini söylüyor…

Yapay zeka gelecekte hem sosyolojiyi hem pazarlamayı derinden etkileyecek. (Uzun bir yazı oldu fakat tespitleri okusan bence seversin.)

Yapay zeka yıllarca Hollywood filmleri tarafından insanlığı yok edecek mesajıyla yeterince beyinlere kazındı. Haklılık payı var tabii. Yapay zeka, insanoğlunu işsiz bırakabilecek ve telepatik internet ile kitlesel algı operasyonlarına imkan tanıyabilecek bir gelişme olarak görülebilir.

F1 Grand Prix of Spain - Qualifying

Aslında yapay zekaya Hawking’in dediği gibi çok fazla hazırlanmıyoruz. Yapay zekadan anladığımız Apple Siri’ye, Google Now’a “yarın hava kaç derece olacak?” soruları sığlığında ancak yapay zekanın işleyebileceği savaş suçlarını, yapabileceği dijital propagandaları ve internet sansürlerini tespit edebilmek çok daha başka bir olay. Bu açıdan Oxford Üniversitesi felsefe profesörü Nick Bostrom, bu riskleri azaltmanın iki yolu var diyor: birincisi hümanist bir bakışla yapay zekayı geliştirmek; ikincisi, insanoğlunun ahlaki değerlerini yapay zekaya anlatmak. Tabii ne kadar?

Bostrom dahil birkaç profesör makine zekasının insan zekasını hızlıca aşacağını düşünüyor. Yani yapay zekayı bir kez geliştirmeye başladığında onun kendisini insanoğluna gerek kalmadan geliştirebileceği, kendi kaynak kodunu kendisinin yazabileceği ifade ediliyor. Peki bilinçlenme gibi bir durum olabilir mi? Günün birinde bir yapay zeka sanattan anlayabilecek mi? “Benim ruhum var mı?” diye soracak mı? Yapay zeka bu sorularlarla mı yoksa yaşlılıktan ölüp gitmemek için beyinlerini bilgisayara yükleyen insanlar sayesinde mi ortaya çıkacak gibi gibi kafamda deli sorular…

Image: PR2 can cook Pancakes

Neyse, bir de insanoğlunun çözmeye gücünün yetmediği, bir uzaylının dünyaya yukarıdan baktığında bence kolaylıkla anlayabileceği sorunlar var: Savaşlar, küresel ısınma, çevre kirliliği, açlık… Belki bu sorunlara yapay zeka çare olabilir.

Tabii bu konuya yapay zekanın nasıl baktığı çok önemli… Yani savaşları yeryüzünden silmek isteyen yapay zeka, tüm insanlığı savaşları bitirebilmek uğruna yok edebilir. Bir yerden tanıdık geldi mi? Evet, az biraz sosyopatların davranışlarına benziyor. Hayır Sherlock gibi bir sosyopattan bahsetmiyorum tabii. O çok iyi kalır.

Peki neden yapay zekaya ihtiyacımız var?

Futuristler arasında sözü oldukça geçen, ve taaa uzun yıllar önce iPhone gibi bir telefonun 2007’de çıkacağını bilen Raymond Kurzweil, insanların bu süper zekaya neden ihtiyacı olduğunu iki madde ile ifade ediyor;

1- Çevre kirliliği, açlık, nüfus artışı, salgın hastalıklar insanoğlunun çözebileceği sorunlar değil. Bugün akıllı telefonlardan uçaklara kadar hemen her şey yapay zeka tarafından yönetiliyor. Yani bu sorunları açgözlülük yapmadan, para hırsına kapılmadan çözebilecek bir zekaya ihtiyaç var diyor bu zat-ı muhterem.

2- Ekonomik krizlerin artık olağan karşılandığı bu devirde şirketlerin rekabet gücü oluşturabilmek için er ya da geç iyi bir yapay zekaya ihtiyacı olacağını söylüyor. Kurzweil, ilk maddedeki sorunlardan dolayı değil de şirketlerin para kazanma hırsı nedeniyle yapay zekanın çok da uzak olmadığını düşünüyor.

Geçmişte bugüne yönelik çok isabetli tahminleri olan Kurzweil, 2040’lı yıllarda düşüncelerimizi bilgisayara yedekleyip beynimizin yedeğini alacağımızı ve formüllerini mikroskobik robotlara ve kansere karşı kök hücre tedavisinin arkasındaki DNA analiz bilgisayarlarına uygulamasıyla insanların düşüncelerini internet üzerinden başkasıyla paylaşmasının da çok geç olmayacağını da söylüyor. Kurzweil’e göre gelecekte hem fiziksel hem mental olarak kendimizi bilgisayarlarla birleştireceğiz.

Bu arada iki de dipnot;

Engellilerin düşünce gücüyle evlerinin kapısını ve bilgisayarlarını açabilmesine imkan tanıyan kablosuz telepatik internet 2015’te 4 yaşına girmişti.

İsrail’deki bir tıp merkezinin öncülüğünde insandan insan ilk düşünce transferi gerçekleştirildi. (Kulağa çok hoş gelse de peki ya ileride neler olabilir?)

Bir ara düşünce gücünü araştırmıştım. Uçuk gelebilir ama düşünce gücü de aslında beynin, kişi farketmeden düşündüklerini açığa çıkarması ve düşünce gücü eğitimini alan diğer kişinin enerji yoluyla bu düşünceleri yakalaması olarak ifade edilebilir. Doğru veya değil…

Öte yandan, insanların yüz ifadelerini inceleyerek neler hissettiklerini kavrayan duygusal yapay zeka yazılımları geliştiriliyor. Markalar, pazarlamada bu bilgileri kullanabilecek. Öyle ki, kişinin bir reklam raketinde neye baktığını, neyi beğendiğini öğrenmek ve buna göre hamle yapmak çok uzakta değil.

Nöropazarlamayı telepatik pazarlamaya dönüştürmek isteyen Japonya’daki Keio Üniversitesi, telepatik kamera neurocam ve benzer teknolojiler üzerine çalışıyor;

Yakın gelecekte artık hemen her şeyin bulutta çalışacak olması; nöropazarlama açısından da Google, Facebook gibi şirketlerin ellerindeki verilere olan bağlılığı da artıracak gibi. Bu bağlılığın artması, bağlılığın daha da artmasını getirecek. Çünkü yakın gelecekte örneğin kendi MR’ımızı kendimizin çekeceğini, herkesin aile hekimi yerine bir dijital asistanı olacağını düşünürsek tüm bu teknolojiler, büyük verileri geçmişten bugüne depolayan Google, Facebook gibi şirketler üzerinden ilerleyecek.

Tüm bu gelişmelerden önce, Facebook’un 2012 yılında yaptığı bir deneyi hatırlatalım. Facebook, birkaç gün olumlu haberleri kullanıcılarına çok daha fazla gösterdi ve halkın morali arttı. Aynı şekilde olumsuz haberleri daha çok gösterdiğinde ise halkın morali bozuldu. Bu bile istendiğinde algı yönetimi için kolaylıkla kullanılabilecek bir araç.

Yapay zekanın gelişimine geri dönecek olursak; bu yeni nesil zekanın ahlaki değerlere sahip olması ve aldığı kararları insanoğluna açıklayabilmesi çok önemli. Aksi taktirde bir kazayı önlemek uğruna başka bir kazaya sebebiyet verme ihtimali de var. Mesela şu anda Güney Kore’nin soğuk savaş halinde olduğu Kuzey Kore sınırına yerleştirdiği silahlı robotlar, gerektiğinde sınırdan geçen insanların üzerine kimseye sormadan ateş edebilir.

Peki ya bu teknoloji, devletler tarafından kendi otoritesini korumak adına toplumsal olaylara karşı kullanılırsa ve birkaç kişinin bu robotları kızdırması durumunda herkesin öldürülmesi gibi bir sonuç ortaya çıkarsa?

Diğer önemli sorulara geçelim; robot polis, robot asker bir suç işlerse kim yargılanacak? Onu kullanan devlet mi üreten şirket mi ya da robotun kendisi mi ve neden? Hacker’lar bu robotları hack’leyerek kendi amaçları için kullanmaya başlarsa yaşanacak bir trajediden kim sorumlu olur? Böyle bir trajediden sorumlular, sorunu robotlardaki yazılım hatasına bağlayarak işin içinden sıyrılabilir mi?

Robotların da elbette kurallara uyması gerekecek ancak bazı durumlarda kuralları esnetebilir. Bu karar da yapay zekaya eklenecek duygusal zeka ile mümkün olabilir.

yapay-zekanin-yakin-gelecegi-3-erencaner

Öte yandan, bir yapay zekanın bir devletin, bir şirketin elinde olması onu esir yapay zeka haline getirerek kendi vatandaşlarını her cihaz üzerinden gözetlemek için kullanılmasına yol açabilir.

Tüm bunlar bir yana, ne şirketlerin ne devletlerin “hadi bir yapay zeka geliştirelim, tüm insanlığa faydalı olsun, açlık gibi tüm dünyanın sorunlarını çözsün.” gibi bir motivasyonu yok. Özellikle şirketlerin kısa vadede yapay zekadan bekledikleri, insanların günlük problemlerini çözsün, markamızı geleceğe taşısın noktasında. Bu durumda da bilinci olmayan Siri karşımıza çıkıyor. Tabii Facebook’un yüz tanıma teknolojisinin gelecekte suçluyu suçsuzdan ayırmak için kullanılabileceğini de tahmin edebiliriz.

Yapay zekanın görevlerini yerine getirebilmesi için kendi kendine öğrenmesi gerektiği düşüncesinden hareketle Google ve Facebook, büyük veri yığınlarını kullanarak yapay zekanın benzerlikle farklılıkları görmesine imkan sağlayacak derin öğrenme algoritmaları tasarlıyor. Bu algoritmalar benzer, benzeri bilirden hareket ediyor Facebook’un “Bunu tanıyorsan bunu da tanıyor olabilirsin.” önerileri gibi. Bu çalışmaların ilk sesleri de Youtube’un, kendisine yüklenen ama etiketlenmeyen milyonlarca kedi videosunu tanımasıyla başladı. Google, bünyesindeki veri yığınlarını geliştirerek yapay zekada söz sahibi olabilmesi için kullanıcılarının e-postalarına, arama kayıtlarına, arama geçmişine, Google Fotoğraflarda sakladığı fotoğraflarına ve telefonunda sakladığı dosyalarına ve lokasyonuna erişmesi gerekiyor. Bu noktada da Android işletim sisteminin Google’ın yapay zeka noktasında en büyük silahı olduğunu söyleyebiliriz. Acaba bizden habersiz ne tür bilgiler uçuruluyor sevgili Google’a. Bu da bir diğer güzel soru…

Yazıyı Stephen Hawking’in bir sözüyle açmıştık. Yine Stephen Hawking’in bir sözüyle kapatalım;

“Yapay zekanın kısa vadedeki etkileri, onu kimin kontrol ettiğine bağlı ancak uzun vadedeki etkileri sadece yapay zekayı kontrol edip edemeyeceğimize bağlı…”

Dijital marka yönetimi, pazarlama ve reklamcılık sektörü üzerine yazılar yazmayı seven Eren Caner, Doğan TV'de dijital iletişim yöneticisi olarak görev alıyor.

Bir Cevap Yazın