Bayram tatilinde  güneye doğru 5 günlük bir seyahate çıktım ve arada New York’ta Beş Minare filmini izledim.

Filme geçmeden önce Mahsun’un filmin başarısındaki etmenleri kendimce sıralamak istiyorum.
Tamam yönetmenlik zor iş uzun yıllar emek isteyen bir iş ama bazen Amerikalarda sinema eğitimi almaktan daha etkili oluyor yıllarca içinde yaşamak, filme konu alacağın yerleri, durumları zaten hissederek yaşamış olmak. Hep söylerim fikrin nereden geleceği belli olmaz diye. Kimbilir belki de taze bir yönetmen olarak yakalayacağınız başarı Anadolunun ücra bir köşesinde bulunan köy kahvesindeki yaşlı bir amcanın anlatacağı hikayede gizlidir. Bir de Mahsun ilk filminde senaryosuyla başarıyı yakalayınca elit oyuncuları sonraki filmlerinde biraraya getirmekte zorlanmadı. Zaten esas olan senaryodur. Senaryo en güzel malzemedir. Malzemeniz iyiyse helvanızın güzel olmaması biraz zordur.

Filme dönecek olursak, film Amerikan aksiyon filmlerini aratmayacak sahnelerle başlıyor. İzlerken bu işe para harcanmış, masraftan kaçınılmamış diyorsunuz. Fakat ilk yarı biterken hala tam olarak konunun başlamadığını anlayabiliyorsunuz.  Ayrıca New York’ta polis merkezinde bizim iki yiğit Türk polisi ile Amerikan polisi arasında geçen diyaloglar biraz suni geldi bana. Hacı karakterini oynayan Haluk Bilginer gene sanatını konuşturmuş. Filmin senaryosu insanı bir o düşünceye bir bu düşünceye sevkediyor yani filmin en sonlarına gelmeden kimin suçlu olduğunu pek de anlayamıyorsunuz. Sürükleyicilik anlamında güzel ama ele alınan konunun genişliği açısından pek başarılı bulmadım. Dar bir alanda kalmış. Mahsun farklı tarafları kızdırmamaya gayret etmiş ve bunun sonucunda etliye sütlüye karışmayan ortalarda gezen bir film olmuş.

Unutmadan bir de dipnot: Benim izlediğim sinemada ingilizce altyazılı versiyonu yoktu. Siz mutlaka ingilizce altyazılı olarak izleyin. Yoksa Amerikan polisi Tükçe dublajlı olarak Mustafa Sandal’la konuşurken Mahsun’un anlamayarak ne diyor diye Musti’ye sorması gibi saçma diyaloglarla karşılaşabilirsiniz. Böyle durumlar az ama olsun.

Sizler de filmle ilgili görüşlerinizi sağ üstte bulunan iletişim bölümünden yazarak ya da e-mail atarak paylaşabilirsiniz.

Filmi izlemedim ama… diye başlayan cümlelerden kaçınarak yorum yapmak dileğiyle!

Yazar Hakkında

Eren Caner

Dijital marka yönetimi, pazarlama ve reklamcılık sektörü üzerine yazılar yazmayı seven Eren Caner, Roy+Teddy'de Social Media Group Head olarak görev alıyor.

Yorum Yazın

Email adresiniz yayınlanmayacak.