İlk 8 madde  için:
 http://erencaner.com.tr/2012/11/Sosyal-Medyanin-16-Kurali-1.html 


9- Fanlarının senin markan olduğunu, iyisiyle kötüsüyle seni yansıttığını bil.

10- İster şemsiye marka ol, ister olma. Ürün gamın ister çok geniş olsun ister olmasın. Sosyal ağlarda sürekli kendi ürünlerini basma. Sıkıcı olursun. Tüm kesimlere hitap eden milli maç vb. konularda da konuş. Hem daha çok etkileşim kazanır hem de sıkıcılıktan uzaklaşırsınız.

11- Çekilişler ve yarışmalar her zaman ilgi çekicidir. Hep böyle olmuştur, bundan sonra da böyle olmaya devam edecektir. Alternatifleri vardır tabii ki tercih edilebilir. Sürekli aynı şeyi yapma ama kullanmaktan da çekinme.
12- Marka olarak sosyal ağlara rakiplerimize hızlı bir çalımla girelim diye düşünüp buna çoğu gibi sadece Facebook ve Twitter ile başlarsan pek farkın kalmaz. Pinterest’i de kullan. Candır. Web sayfanızın tozlu ama güzel yapraklarına canlılık kazandırır, hit kazandırır. Ayrıca yapısı gereği takipçi sayısına göre Twitter’la karşılaştırdığımızda Pinterest daha çok etkileşim verir. Ayrıntılı bilgi için tıklayın. Yeni ağları takip et, markanı gerekliyse hemen entegre et.
13- Bir kriz planın da olsun mutlaka. Offline’da hazırladığın plan çoğu zaman yetmez, farklıdır. Online – offline entegre bir kriz planınız olmalı.
14- Sosyal medya yalnız çocuk değildir. Onu geleneksel medya araçlarınızla birlikte kullanın. Her iki tarafı da diğer tarafla besleyin. Birbirine pas atın.
15- Çalışanlarını eğit. Ajansına çalışanların için bir sosyal medya kullanım kılavuzu hazırlatabilirsin mesela. Vaktiyle ben 2 farklı marka için hazırlamıştım. Bu neden önemli? Çünkü marka olarak “onu mu yoksa bunu mu çok seversiniz?” tadında bir içerik girdiğinizde altında “Seveceksiniz tabii! Fabrikada yapana kadar canımız çıkıyor!‘ lu bir mesajı önce sayfanızda sonra rakiplerinizin “sosyal ağlar nasıl kullanılmaz?” adlı sunumlarını renklendiren bir çiçek olarak görmek istemezsiniz değil mi?  Çalışanlar ister istemez markasını sosyal ağlarda savunmaya geçebiliyor ve bu da istemeyeceğin sonuçlara sebep olabilir. Eğitim şart.
16- Finansal sonuçları da gözardı etme. Sonuçta para da konuşur. 6 aylık dijital stratejinizin (vallaha biz dijital strateji falan yapmadık, normal girdik işte sosyal medyaya diyorsanız durum daha vahim, hemen hazırlayın ya da hazırlatın.)  neresindesin. KPI’larınıza ulaşmış mısın? Geleneksel reklam bütçenden kısıp dijitale ayırdıysan dijital yeterince reklamınızı yapabilmiş mi yani attığın taş ürküttüğün kurbağaya değmiş m,? Bunlar ilk akla gelenler. Pas geçmeyin. Dijitalin, sosyal medyanın ölçümlemesi henüz kusursuz olmasa da geleneksel medyaya göre çok ama çok daha iyi. Bir ton para döküp Taksim’deki reklam panolara koydurduğun reklamını kaç kişi görmüş bunu kesin olarak hiçbir zaman bilemezsin ama sosyal ağlarda -özellikle Facebook’ta- bunu en ince ayrıntısına kadar görüp aksiyonunu değiştirebilirsin. Ayrıca Facebook reklamlarında ve Sponsored Stories’lerde başarılı dönüşümlere para öderken Taksim’deki reklam panolarında “a     N y ben buraya adam koydurdum 15 kişi görmedi onun parasını ödemiyorum” olmaz.

Yazar Hakkında

Eren Caner

Dijital marka yönetimi, pazarlama ve reklamcılık sektörü üzerine yazılar yazmayı seven Eren Caner, Doğan TV Holding'de dijital iletişim yöneticisi olarak görev alıyor.

Yorum Yazın

Email adresiniz yayınlanmayacak.