Yeni Bir Deneyim Pazarlaması: Youtility
Dijital tüketim oldukça içeriğin ölmeyeceği sadece platform değiştireceği bugün net bilinen bir gerçek. İnternette gireriz, Facebook haber kaynağını tüketiriz, videolar izleriz, fotoğraflara bakarız ve beğenirsek başkaları da tüketsin diye paylaşırız. (hem de bu paylaşımı başkalarının da beğenmesi suretiyle gizli bir bireysel beğeniyi de arzu ederiz.)
Hal böyleyken, içerik kralken Utility’den ilham alan Youtility diye bir kavram çıktı ortaya. Bu kavram aslında hayatımızın her geçen gün daha karmaşık hale gelmesi sorununa çözümü hedef alıyor. Bu kavramla markalar sadece bilgi vermemeli aynı zamanda faydalı da olmalı. Türkçe’ye yer yer Fayda Odaklı Pazarlama olarak geçiyor. Bu konuda Özgür Alaz’ın da güzel bir yazısı bulunuyor. Onun da dediği üzere Youtility, Utility Marketing veya Fayda Odaklı Pazarlama bakışı her geçen gün artan marka bağırması (çoğunlukla bu TV reklamlarıyla gerçekleşiyor) karşısında daha fazla bağırmadan, aksine zihinlerindeki soruya yanıt bulacak araçlar, kolaylıklar geliştirerek insanları bu yolla marka deneyimi yaşatmak, reklamı bu deneyimin içerisine gizlemekle ilgili. Evet aslında fayda odaklı pazarlama denilen bu kavram deneyim pazarlamasıyla çok benzeşiyor.
Fayda odaklı pazarlamayı deneyim pazarlamasının bir adım sonrası -daha faydalı olabilme amacı- olarak düşünebiliriz.
Deneyim pazarlamasına dair pazarlama gurusu Philip Kotler’in düşünceleri:
Philip Kotler’ın da dediği gibi Niketown’da ayakkabıların daha iyi sayı yapmamıza bir faydası olup olmadığını görmek için canlı canlı basket sahasında deneyimlememiz deneyim pazarlamasına örnek olurken Nike’ın Basketbol, Golf veya Tenis kampları fayda odaklı pazarlamaya örnek olabilir.
Nike’ın bir iPhone uygulamasıyla kullanıcılarına tüm aktivitelerini bu uygulama üzerinden takip edebilmeleri yine fayda odaklı pazarlamaya bir örnek: