Posted by : Eren Caner 18 Ekim 2012 Perşembe

Bir üniversiteye ya da işe girmek istiyorsunuz. Ama önünüzde kapı gibi bir mülakat var. Kuşkusuz bu mülakatta bıraktığınız izlenimler çok çok önemli olacak. Başarılı bir mülakat çoğu zaman eşittir başarılı sonuçlar demektir. Bu yazıda şu ana kadar iş dünyasında ve okullarda edindiğim tecrübeler doğrultusunda mülakatlarda nasıl olmanız gerektiğini açıklayacağım. Ki bu yazdıklarımı uygularsanız siz de benim gibi bir üniversitenin mülakatından birinci olarak çıkabilirsiniz :)
Öncelikle ilk iş olarak seçeceğiniz kıyafetten başlayalım. Elbette başvurunun resmiyetine göre kıyafet de değişir ama hep şunu düşünün. Çok resmi olmayan bir mülakata normalin hafif üzerinde resmi giderseniz yadırganmaz ve kimi zaman hoş karşılanırsınız ama resmi bir mülakata daha günlük kıyafetlerle giderseniz hem diğer adayları ya da ortamı görünce moraliniz bozulabilir ve pek ciddiye alımayabilirsiniz.  Başvuru resmi bir kıyafeti istemiyorsa bile hep - çok abartmadan- bir tık resmi gitmekten  zarar gelmez, fayda gelir.  Kıravat takın. Varsın ne mülakattakilerin ne diğer çalışanlarının hiçbiri takmıyor olsun. Siz takın, verdiğiniz özeni gösterin. İşe başlarsanız sonradan takmayabilirsiniz.

İkinci olarak tabii saç,sakal bıyık vs. kesilmiş, yeni düzeltilmiş olmalı.  Giydiğiniz gömleği - mülayim tipine girmeden - dışarıya taşmadığını düzenli bir şekilde pantolonunuzun içinde olduğuna dikkat edin ki sokaktan geçerken uğramış havası vermeyesiniz.

CV'nizi mümkünse gittiğiniz şirkete daha çok uyan özelliklerinizi daha öne çıkarır şekilde güncelleyin, başvuruyla ilgisiz şeylerle doldurmayın mülakatta aşağıdaki ofsayta düşmeyin :)
Tokalaşırken mıymıntı gibi elinizin ucuyla tokalaşmayın.Karşınızdakinin bayan olabileceğini de düşünerek çok fazla sıkmadan ama kendinden emin bir sertlikte sıkın.

Ne çok rahat bir şekilde oturun ne de çok mülayim tavırlarla kalıp gidecekmiş, üflesen uçacakmış modunda olun. Ortasını bulun.

Görüşmeye başladınız. Kendinizi tanıtmanız istendi. Süreyi iyi kullanın. Sizden tüm yaşamınızı, ilköğretim anılarınızı anlatmanız istenmedi. Geçmişten bugüne doğru gelin ama ilköğretim gibi uzak geçmişe çok vakit ayırmayın. Lise ve özellikle üniversiteye odaklanın. Master varsa liseye de pek girmeseniz olur. Karşıdakine ''özet geç'' dedirtmeyin.

Konuşurken tanıştığınız, iş yaptığınız sektörün ileri gelenlerinden isimler varsa onlardan bahsedin.

Aksi bir şey söylenmedikçe karşınızdakine özellikle ilk görüşmede bey/ hanım şekliyle konuşun.  Ortama göre daha sonra bunu kaldırabilirsiniz.

Ve tabii ki maalesef ingilizcenizin iyi olduğunu göstermenin bir yolu da ingilizceyi özümsediğinizi, günlük hayatınıza aldığınızı göstermektedir. Yani mülakat esnasında bol bol - ama yine abartmadan - ingilizce kelimeler kullanın.

En önemlilerindendir: Konuşmayı - küstahlaşmadan - siz yönlendirin. Yani size bir soru mu geldi arkasından siz de bir soru sorun. Ya da sizden üniversitedeki ya da x şirketinde yaptığınız bir projeyi anlatmanız sorulduğunda onu anlatın hemen arkasından daha övündüğünüz, dile getirmek istediğiniz yurtiçi olur yurtdışı olur bir iş vardır onu söyleyin. Şöyle bir iş vardı duydunuz mu diye sorun arkasından açıklayabilirsiniz. Burası en önemlisi. Mülakatı siz yönlendirin. Pasif kalıp soru yanıtlayan durumunda kalmayın. Mülakat sessizliğe bürünmesin.

Buraya başvuruyorum ama burası olmazsa herhangi başka bir yerde de çalışabilirim, okuyabilirim mesajını amman ha sakın vermeyin! Sizin  amacınızın, hedefinizin, idealinizin burası olduğunu karşınızdakinin kafasına iyice yerleştirin. Yani rüzgar nereden eserse değil; ideali amacı olan, kafasına koyduğunu yapan insan modelinde olduğunuzu gösterin. (Çünkü, ideali olan, kafasına koyduğunu yapan tavrınız işinize de yansıyacağından işveren için daha verimli görüneceksiniz.)

Sektörünüzden mutlaka kitaplar okumuşsunuzdur. Örneğin pazarlama iş başvurusu için Philip Kotler okumadan gitmeyin. Mülakatta arada Kotler gibi sizin sektörünüzün ileri gelen kişilerden, blog'lardan örnekler verin, sektöre ve işe hakim olduğunuzu gösterin. Tabii abartmadan yine.

Maaş konusunda asla ne verirseniz ona razıyım havasında olmayın. Mutlaka belirlediğiniz bir rakam aralığı vardır. Bunu söyleyin ve net olun. Rakamınızı net söylemeniz, kendinizden emin olmanız karşınızda da olumlu etki bırakacaktır. Tabii bunu yaparken paragöz sıfatı yememeye özen göstermelisiniz. Arada çok uçurum olacağını düşünüyorsanız benim rakam aralığım budur deyip onlardan da bir rakam duymak isteyebilirsiniz. Ama bu rakam genelde aşağıda olacağı için bu yol cebinizde dursun, onu sona saklayın.

Tüm bu yazdıklarımı yapın ama işverenin ağzının içine bakar modda da olmayın. Bu işle ilgili düşünceleriniz sorulduğunda siz ne zaman cevap verirseniz ben beklerim, ne derseniz o modunda olmayın. Şu gibi bir mesaj verebilirseniz tam dengeyi bulursunuz: Bu şirkette çalışmaktan mutluluk duyacağım, kendimi bu şirkette geliştirebileceğime inanıyorum ancak sizin benim dışımda diğer adaylarla görüştüğünüz gibi ben de başka şirketlerle görüşüyorum. Çalışacağım şirketi hızlıca belirleyebilmek için cevabınızı bekliyorum. 

20 kişi arasından bunları uygulayarak birinci olduğum teknikleri samimi bir şekilde anlattım. Deneyin, uygulayın, uygulattırın, dengeyi bulun, başarısız olmanız zor. Kendinize de iyi davranın, sorularınız olursa çekinmeyin.

Popüler Yazılar

Powered by Blogger.