Paylaşmak güzeldir...
0
000
00
Taksim Gezi Parkı’nda başlayıp Türkiye’nin değişik illerine yayılan direniş eylemlerini artık duymayan kalmamıştır. Bu eylemlerde en çok sivil genç kitle yer alıyor ve Türkiye ilk defa böyle uzun bir eylem modeli görüyor. Eylemin süresi uzadıkça insanların haber alma davranışları da değişiyor.
Türkiye’de özellikle genç kitle, bu eylemlerle birlikte ana akım geleneksel medyanın (ulusal gazeteler, tv’ler) ne kadar özgür haber yapabildiğini gördükten sonra biraz daha hayal kırıklığına uğrayarak ana haber kaynağı olarak sosyal medyayı görmeye başladı. Çünkü zihinlerde TV, gazete haberleriyle sosyal medyada paylaşılanlar karşılaştırılıp ciddi farklar olduğu görüldü. Bu farkı görenler aşağıdaki gibi tweet’lerle “-e o zaman ya daha önceki sorunlarda böyle yansıtıldıysa?” tadında tweet’ler attılar.
Türkiye’yi -genç -genç/ orta -orta/ yaşlı olarak yaş gruplarına ayırırsak ve sosyal medya kullanım alışkanlığının en çok genç ve genç/ orta’da olduğunu aşağıdaki grafikten
görebiliriz.
Bunların ışığında ana akım geleneksel medya ile ilgili öngörülerim:
- Gezi Parkı eylemleriyle -genç, -genç/ orta kuşak ana haber kaynağı olarak sosyal medyayı görmeye başladı. Çünkü geleneksel medya güvenini genç kuşaklarda yitirmeye başladı. Orta/yaşlı kesimin çoğu geleneksel medyaya olan güvenini koruyor olabilir.
- 10-15 sene sonra, ana haber kaynağı olarak sosyal medyayı görmeye başlayan şimdinin gençleri orta/ yaşlı grubunda yer alacak ve arkadan gelen neslin de sosyal medyayı etkin kullanarak büyüyeceğini düşündüğümüzde nüfusumuz, genç yaşlı herkesin sosyal medyayı aktif olarak kullandığı, haberlere oradan eriştiği bir kitle olacak.
- Sadece Türkiye’de değil; dünyanın birçok yerinde medyanın 4. kuvvet olarak iktidarın yanında olduğunu düşünürsek giderek daha geniş bir kitle sosyal medyadaki haberler ile geleneksel medyadaki haberleri karşılaştıracak ve geleneksel medyaya eskisi kadar güvenmeyecek veya kişiyi tatmin etmeyecek. İşte tam bu noktada medya küçülüp bir anlamda kendini kişisel blog düzeyine indirgeyerek kendi kendisinin ipini çekmiş olacak. Bu, medyanın bağımsızlığını alenen elde edemediği ülkelerde böyle olacak.
- Facebook ve Twitter yapıları itibariyle farklı işlevlere sahiptiler.
Facebook kapalı yapısı ve Twitter’a göre nispeten daha orta/ yaşlı kesime erişebilme potansiyeli sebebiyle (çevremizde internetten uzak insanların da birbirleriyle haberleşmek, fotoğraf incelemek vb. için Facebook kullandıklarını az çok tahmin ederiz.) uzak insanları bilgilendirme işlevi gördü. Twitter ise trend topic’lerle toplanma, biraraya gelme, dünyaya duyurma işlevi gördü. Facebook’a hashtag özelliğinin gelmesiyle Facebook da toplanma, biraraya gelme, duyurma işlevi kazanabilir. Ki bu noktada Facebook Events (etkinlikler)in çok kullanıldığını sanmıyorum.
- Sosyal medyanın dezavantajı olan bilgi kirliliğinin de önüne geçilmesi için çözümler gerekecek. Sosyal medyada yaptığı paylaşımlarla tarafsızlığına itibar edilebilecek gruplar ortaya çıkacak.
Paylaşmak güzeldir...
0
000
00